Kuzey Avrupa'da bir kentin bisiklet politikası on yılın sonunda değerlendirildi
Kuzey Avrupa'da orta ölçekli bir kentte on yıl önce başlatılan bisiklet ulaşımı programının sonuçları, uluslararası bir araştırma kuruluşu tarafından değerlendirildi. Rapor, altyapının tek başına yeterli olmadığını, park ve aktarma çözümlerinin belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Kuzey Avrupa'da yaklaşık 400 bin nüfuslu orta ölçekli bir kentte 2016'da başlatılan bisiklet ulaşımı programının on yıllık sonuçları, kentsel ulaşım alanında çalışan uluslararası bir araştırma kuruluşu tarafından ağustos ayında yayımlanan raporla değerlendirildi.
Rapora göre program süresince kentte ayrılmış bisiklet yolu uzunluğu 96 kilometreden 340 kilometreye çıktı. Aynı dönemde günlük yolculuklar içinde bisikletin payı yüzde 9'dan yüzde 21'e yükseldi. Kuruluş, artışın büyük bölümünün 2 ila 6 kilometre arasındaki kısa mesafeli yolculuklarda gerçekleştiğini kaydediyor.
Raporun dikkat çektiği bulgulardan biri, yol uzunluğundaki artışın tek başına kullanım oranıyla doğrudan orantılı seyretmemesi. Kuruluş, kullanım artışının en hızlı olduğu dönemin, yeni yol yapımının yavaşladığı ancak toplu taşıma duraklarında güvenli park ve aktarma noktalarının çoğaltıldığı 2021-2023 aralığı olduğunu belirtiyor.
Raporun hazırlanmasında görev alan araştırmacılardan biri değerlendirmeyi şöyle özetliyor: “Yol yapmak görünür ve ölçülebilir bir iş, bu nedenle politikaların ağırlığı oraya kayıyor. Oysa insanların yolculuğu bisikletle yapmaya karar vermesini belirleyen şey çoğu zaman güzergâhın kendisi değil, yolculuğun başındaki ve sonundaki çözümler oluyor.”
Değerlendirmede, kış aylarında kullanım oranının yaz aylarına göre yüzde 38 düştüğü, bu düşüşün yol bakımı ve aydınlatma yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde daha sınırlı kaldığı da yer alıyor. Rapor, mevsimsel dalgalanmanın program tasarımında baştan hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.
Kuruluş, bulguların farklı iklim ve yerleşim yapısına sahip kentlere doğrudan aktarılamayacağını, ancak park ve aktarma başlığının çoğu bağlamda ihmal edildiğini belirtiyor. Raporda, benzer programları yürüten kentlere kullanım verilerini güzergâh bazında değil yolculuk bazında toplamaları öneriliyor.
Rapor, programın on yıllık toplam maliyetinin kentin ulaşım yatırım bütçesindeki payını da ortaya koyuyor. Kuruluşun derlediği verilere göre bisiklet altyapısına ayrılan pay 2016'da yüzde 4 iken 2021'de yüzde 12'ye çıktı, ardından yüzde 9 düzeyine yerleşti. Rapor, payın düşmesine karşın kullanım oranının artmaya devam etmesini, yatırımın niteliğinin miktarından daha belirleyici olduğuna işaret eden bir bulgu olarak yorumluyor.
Güvenlik göstergelerinde de değişim kaydedildi. Kentte bisikletli yolcuların karıştığı yaralanmalı kaza sayısı, kullanım iki kattan fazla artmasına rağmen aynı dönemde yüzde 11 azaldı. Kuruluş, bu düşüşün kavşak tasarımı değişiklikleri ve hız sınırı düzenlemeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Değerlendirmede, programın en zayıf yönü olarak kentin çeperindeki düşük yoğunluklu mahallelerde kullanımın sınırlı kalması gösteriliyor. Rapor, bu mahallelerde yolculuk mesafelerinin uzunluğunun bisikleti tek başına bir çözüm olmaktan çıkardığını, aktarmalı çözümlerin bu bölgelerde daha belirleyici olduğunu kaydediyor.
Araştırma kuruluşu, aynı yöntemle beş farklı kenti kapsayan karşılaştırmalı bir çalışmayı gelecek yıl yayımlamayı planlıyor.
Okur yorumları
Yorumlar yayın öncesi denetlenirBu haberde henüz yayımlanmış yorum yok. İlk yorumu siz yazın.